crossXwords

October 10, 2008

tören / ceremony

Filed under: Multilingualism / Territories / Migration,Networks / Common(s) — Crosswords Print Issue @ 11:31

16 Temmuz Çarşamba, 2008, Doha. İsrail’le Hizbullah’ın son esir takası sabah saatlerinde gerçekleşmiş; tabutlar değiş tokuş edilmiş. Dışarı çıkmamamızı tembih ediyorlar, caddelerin ve çevre yollarının kapatıldığını, Beyrut’a giderken geçmemiz gereken havaalanı sapağına kadar adım başı kontrol noktası olduğunu söylüyorlar. Ortalık yatışana, Hizbullah askerleri stadyuma götürülene kadar bekliyor, sonra çıkıyoruz – bu Lübnan’a ikinci ziyaretim, ilk İsrail işgali sırasında gelmişim ve şimdi, nerdeyse altı yıl sonra, aynı savaşın resmi sonunu ilan eden olaya tanıklık etmek istiyorum. Hizbullah’ın efsanevi lideri, “r”leri söyleyemeyen büyük hatip Nasrullah’ın yıllar sonra stadyumdaki kalabalığa hitap etmek üzere kürsüye çıkacağını söylüyorlar: kimse nereden duyduğunu bilmiyor ama söylüyorlar, gerçekten de çıkıyor kürsüye Nasrullah. Havai fişekler, tezahurat.

Anlayamadığımı söylüyorum arkadaşıma. Lübnan ordusunun esirleri korumak için gösterdiği akıl almaz çabayı, televizyon kanallarının canlı yayın arabalarını; Lübnan’ın Sünni başbakanıyla Hristiyan cumhurbaşkanının, aralarında cinayetten hüküm giymiş Kantar’ın da bulunduğu, devletin içinde bir devletolan Hizbullah’ın hem de esir düşmüş militanlarını neden ve nasıl karşılayabildiğini, havai fişekleri anlayamıyorum: gayriresmi bir karşılama bekliyorum çünkü ben, devletin bir süre görünmez olmayı tercih ettiği, en fazla gizliden onayladığı bir tören. Önce katille ilgili çıkıyorlar karşıma: katil İsrail askerleri, katil Amerikan askerleri. Askerin tanımı gereği katil olduğunu söylüyorum, hatta aynı zamanda ölü: ama hukuken değil. O her an her yerde varlığını hissettiren, ama yeri gelince görünmez olmasını bilen, gücü ölçülemez, tahayyül edilemez Türk devletinden başka türlü bir devleti anlayamayacağımı söylüyorlar: onun adının devlet olamayacağını anlatıyorum, devletin tanımı gereği iktidar olduğunu. Lübnan’da gücün nasıl paylaşıldığını açıklıyorlar bir kez daha: ve sonra, birisi çıkıp diyor ki, “Neden bir devlet isteyelim ki, neden gücün bir odağı olsun? Neden birden fazla iktidar merkeziyle, beraberce, bir arada yaşamayalım?” Hatta böylesi bir düzeni tahayyül edemediğimi, bu yüzden Türkiye’de olup biteni de anlamadığımı. Lübnan’ın koşullarını idealize ettiklerini söylüyorum: Lübnan’ın devlet öncesi ya da ötesi bir ideal toplum olmadığını, Lübnan’ın etkisiz ordusu, kısır meclisi, tel örgü sınırlarıyla bir devlet olduğunu, ancak işlemeyen, sakat bir devlet olduğunu. Ama düşünüyorum, devletten önce, devletten öte, devleti mümkün kılan, devletin imkan koşulu olan, amaçlanacak değil ancak bilinebilecek, hissedilecek bir-aradalığı düşünüyorum. Havai fişekler, tezahurat.

A contribution to the Crosswords print issue by Emrah Efe Çakmak for Varlik, Istanbul/Turkey

No Comments

No comments yet.

RSS feed for comments on this post.

Sorry, the comment form is closed at this time.

Powered by WordPress